FRANKENSTEIN

   Hepinizin bildiği gibi Mary Shelley'nin o muhteşem eseri Frankenstein fazlasıyla sevilen ve ilgi görülen bir yapıt. Fakat kitabının aslını okumus ve bunun hakkında ders görmüş bir olarak beni rahatsız eden bir şey var: o da bu muhteşem eserin çarpıtılması...
   Frankenstein'ın popülerliği üzerine bir çok film  yapıldı fakat bizim bunları izleyerek tanıdığımız Frankenstein'ın canavarı ne bildiğimiz gibi kolları havada aptal aptal sesler çıkararak dolaşan bir canavar, ne de kafası çalışmayan bir ucube... Düzeltmek istediğim bir diğer şey de canavarın kendisi ve yaratıcısı ile ilgili; çoğu insanın bildiğinin aksine canavarın ismi Frankenstein değil. Canavarın bir ismi yok. Kitapta, canavarın yaratıcısının ismi Victor Frankenstein olduğu için herkes onu  Frankenstein'ın canavarı diye çağırmış ve bu da zamanla isminin öyle zannedilmesine neden olmuş. Bunu da belirttikten sonra asıl konumuza geri dönebiliriz. Bu kitabı yaklaşık beş kez okumuşumdur. Her seferinde de ayrı bir tat almışımdır. Shelley'nin anlatımı ve okuyucuya geçirdiği o gerilim dolu hislerin tadı bir ayrı. Shelley'nin yazdığı Frankenstein adlı bu kitap 1818 de Gothic Novel (gotik roman) olarak yayınlanmıştır. Gotik, romantizm akımının bir parçası olduğu için bu akımın etkilerini büyük ölçüde romanda görebiliyoruz. Fazlasıyla görülen bir başka şey de, idealizm ve galvanizm. Bu iki terimden de biraz bahsetmek istiyorum:
Galvanizm, gothik elementlerden bir tanesi diyebiliriz. Bu, gerçek hayatta 1780 ve 1790 yılları arasında  Luigi Galvani isimli bir bilim adamının kendi soyadını verdiği bir araştırma. Şöyle ki: kendisi cansız bir kurbağayı alarak kaslarına elektrik veriyor ve bunun sonucunda ölü kurbağanın hareket ettiğine tanık oluyor. Böylece  elektriğin canlılar üzerindeki farklı bir etkisini keşfettiğini düşünüyor. Hatta bu yolla cansız veya ölü varlıkları tekrar canlandırabileceğini düşünse de bu tez, bir zaman sonra çürütülüyor.
Gelelim Frankenstein ile olan bağlantısına; bahsettiğim düşünce(galvanizm) Mary Shelley'nin dikkatini çekmiş ve bunu kurgulayarak kitabında kullanmaya karar vemiş. Böylece Victor Frankenstein, canavarına bu tezi uygulayarak onu hayata geçiriyor.
Idealizm ise 18.yy ortaya çıkan ve gerçekçilikten yani somut delillerden çok fikirlere ve kendi aklına dayanan, insan için en iyisi ve en faydalısını isteyen bir akım. Kendine ait fikirlerin ve standartların olması diyebiliriz.
Bu iki önemli terimden az da olsa bahsettikten sonra konuya gelebiliriz. Frankenstein romanındaki asıl karakter V. Frankenstein aklını bilim bozar. Hırslı ve bilgiye aç olan bu adam üniversite yıllarında bir çok bilim adamını ve onların tezlerini inceler. Daha önce yapılmamış ve görülmemiş bir şey yaparak imkansızı başarmak isteyen Frankenstein, uzun bir süre asosyal yaşayarak kitaplardan ve deneylerden başını kaldıramaz hale gelir. Aklına koyduğu imkansızı başarma arzusu ona, sadece Tanrı'nın sahip olduğu gücü elde etmek istemesine kadar gider. Sonunda onca araştırmalar, deneyler ve uykusuz gecelerden sonra psikolojisi bozulmaya başlar. Geceleri mezarlıklara giderek yeni gömülen insanların cesetlerinden toplar ve bunları muhafaza eder. Sona geldiğinde ise tüm bu topladığı parçaları uyumlu bir şekilde birleştirmeye çalışır ve galvanizm'i de kullanarak canavara hayat verir. Fakat, ne yazık ki canavar hayat bulduğunda ve kendine geldiğinde ne kadar korkunç bir şey yarattığının farkına varır ve kaldığı yeri ve canavarını terk eder. Bunun üzerine şaşkınlık içinde kalan canavar ise bilim adamının pardesüsünü giyip oradan ayrılır. Bir süre sonra pardesünün cebinde bulacağı bilim adamının defteri onun çok işine yarayacaktır. Frankenstein'ın yarattığı bu canavar bilindiğinin aksine o kadar zekidir ki, zamanla okumayı söker, coğrafya, genel kültür gibi alanlar hakkında bilgisi artar. İnsanların onu korkunc, yürüyen ceset olarak görmesinden ve aşırı tepkilerinde dolayı saklanırken gizlice sürekli insanları izler ve çaldığı kitapları okuyarak bunları öğrenir. Avlanmayı, neyin yenilip neyin yenilemeyeceğini dahi öğrenmiştir.
    Başta sevgi dolu olan bu canavarın iyi olasına inanmak güç diye düşünebilirsiniz fakat hakikaten canavar başta fazlasıyla iyi niyetli, insanlarla arkadaş olmak isteyen bir canavardır. Fakat dış görünüşü sebebiyle doğal olarak korkunç tepkilere maruz kalan canavar dışlandığı ve en önemlisi de kendi Tanrısı olarak gördüğü Victor'un onu terk etmesi yüzünden kinlenir ve intikam planı yapmaya başlar. Sonunda müthiş ızdıraplar çeken bu canavar, sahibi ve efendisi olan Victor'dan müthiş bir intikam alır. Victor dahil çevresindeki tüm yakınları bu intikama dahil olmuştur.
Bu romandan çıkartılabilecek en önemli  fikirlerden bir kaçı:
*Victor Frankenstein doğaya ve Tanrı'ya karşı gelerek kendisini Tanrı'nın yerinde görür ve canavarı yaratır fakat Tanrı'ya olan itaatsizliği yüzünden en fena şekilde cezalandırılır.
* Victor'un kendi hırsı ve bilgiye olan açlığı gözünü kör etmiş, kendisini toplumdan uzaklaştırarak bir canavara dönüşmesine neden olmuştur.
*Victor'un bir yaratık yaratma isteği ve idealizmi sonunda pişmanlığa ve en kötü ızdıraplara dönüşür.
*Victor trajik bir kahramandır.


Yorumlar

There and Here dedi ki…
Uzun bir yazıyı okumaya hiç üşenmem, hatta bu yazıyı da sonuna kadar okudum ancak;

Yazılar siyah üzerine beyaz olmasına rağmen, arkaplandaki resim ve yazınn boyutu sebebiyle gözüm epey bi kamaştı :)

Okuyucular için böyle ayrıntılar mühim olabiliyor.

Sevgiler.
Teşekkürler. İlgileneceğim bununla ;)

Popüler Yayınlar